English

Deutsch

 Italiano

Üroloji nedir ? ne oluyor ?
Üroloji:Cerrahi girişim teknolojileri ile moleküler tıp arasında her an ilerleyen bir tıp branşıdır. Ürogenital sistem insan vücudunda,böbrek ve böbreküstü bezlerinden ,idrar yolları (üreter), sidik kesesi ve erkekte prostat,meni kesecikleri,penis ve testislerle ,kadında ise mesane, uretra, uretra çıkışı ,vajinaya açılan dış idrar yolu ağzı(mea) ile sınırlı organların işlev ve hastalıkları ürolojinin kapsamındadır. Gelecekte üroloji elektronik ve optik teknolojisinin ağırlıklı kullanıldığı bir tıp branşı olmanın dışında,hastalıkların tanı ve tedavisinde moleküler biyolojinin devreye girdiği bir alandır. Moleküler biyolojideki süratli gelişmeler sonucu ,temel tıp araştırmaları, moküler tanı ve moleküler tedavi alanlarındaki uygulamalar somut sonuçlar vermiştir. Temel tıp araştırmaları,esas olarak hücrenin çalışma düzenini ortaya koymakta ve moleküler seviyede hastalıkların sebepleri ve ona göre uygulanabilecek tedavileri araştırmaktadır.Moleküler tanı metotları,yüksek seviyede tespit hassasiyeti ve spesifik oluşu ile öne geçmiştir.Bunun dışında ,bugüne kadar erişilemeyen tıbbi tanının (teşhis) problemli alanlarında yol alınabilmiştir. Ancak, artık klasik tıbbi metotlara gerek kalmadan ,moleküler tıp ile yolumuza devam ederiz demek yanlış olacaktır.Çünkü kesin klinik gözlem ve tümden tıbbi bakım ve tedavi,moleküler tıp için de vazgeçilmezdir.Bir hastalığın fenotipi ile genotipik karakteristiği arasındaki kayda değer ilişkiyi tespit etmek,önceden yapılan temel tıbbi tetkik ve muayenelerden geçmektedir.
Demek ki ,klasik tıp ile moleküler tıp ayrılmaz bir şekilde birbirlerine bağlı bulunmaktadırlar.
Özetle insanı yine bir uzman insan önce muayene etmeli,dinlemeli ona göre yol bulunmalıdır.
 

BÖREK TAŞLARI - İDRAR YOLLARINDA TAŞ OLUŞUMU, KISACA BİO-MİNERALİZASYON
 

Bilindiği gibi mineraller yerkürenin temel taşlarıdır.Cansız tabiatta kristal şeklinde üretilmiş olarak toprakta,kaya ve madenlerde bulunmaktadır.Ancak canlılarda da (bio)mineral
üretebilme özelliği bulunmaktadır
Bir çok canlıda ,bio-mineralizasyon ürünleri ,yumurta kabuğu,sümüklüböcek kabuğu, diş ve kemik gibi hayati önem taşıyan görevler üstlenmektedirler.Bu maddeler belli bir genetik programlama sonucu metabolik değişim ile ortaya çıkmaktadır.Gelişmiş canlılarda ise,bu mineralizasyon ürünleri kısmen yüksek ,kısaca daha farklılaşmış bir biyolojik organizasyon derecesi gösterirler.Şöyle ki,genelde kalsiyum fosfat ve kalsiyum karbonattan oluşan anorganik kristal yapı içinde daima organik makromoleküller de bulunur.
 

BÖBREK TAŞI KIRMA - ESWL

Bir tıbbi uygulama olarak ,hastaya vücut dışından bir su dolu yastık aracılığı iledokunarak,üretilen şok dalgaları ile insan vücudu içindeki böbrek taşını kırma işlemi 1980’li yılların başında uygulanmıştır.Aslında 1970’li yılların ortalarında da Almanya’da böbrek taşı ameliyatı esnasında ,şok dalgaları ile taş kırma işlemi yapılmaktaydı.Hatta zamanın Alman Cumhurbaşkanı da bu şekilde ilk tedavi edilenler arasında olmuştur.
Her tıbbi uygulamanın başlangıç döneminde olduğu gibi şok dalgaları ile taş kırma da ilk yoğun uygulama yılları olan 1984-1990 larda çok yüksek beklentiler yaratmıştır.Öyle ki artık başka bir tedavi gerekmeden ,böbrek taşları eswl yöntemi ile kırılarak tedavi edilecektir kanısı hakim olmuştur.
 

ÖNDE DURAN GUDDE : PROSTAT

Erkeklerde idrar kesesi önünde,18 gr ağırlığında,elin sırtı kıvamında elastiki , tübüller ve kanalcıklardan oluşan bir bez organdır.Prostat ana karnında (embriyolojik hayatta) 4. ayda farklılaşmış bir organdır,ama başkalaşımı(büyüme ve değişim) hayat boyu devam eder. Prostat yapısının % 70 i salgı bezi karakterinde,% 30 u ise destek dokusudur.Meni taşıyan kanal aracılığı ile meni kesecikleri ,prostat tabanından ejekülatuar kanallara açılmaktadırlar. Bugün prostatı anatomik tanımlamada,McNeal zonal anatomisi ,4 bölge halinde organı açıklarken ,transrektal ultrasonda biyopsi standartlarını (TRUS Prostat biyopsisi) ve tekniğini de belirlemiştir.

PROSTATI ETKİLEYEN HORMON: TESTOSTERON
Erkeklerde, testislerde doğrudan ,beyinden(hipofizden) salgılanan luteinizan hormonu (LH) etkisi ile Leydig hücrelerinde testosteron(erkeklik hormonu) üretilmektedir.Bu testosteron sonra, enzim aracılığı ile kendisinden daha etkili olan dihidrotestosterona (DHT) dönüşür.Yani prostat içindeki aktif formu DHT dir.Kısaca ,prostatın farklaşmasında rol alacak olan DHT nin prostatik androjen haline dönüşümü, 5-alfa redüktaz enzimi sayesinde olmaktadır.Böbreküstü bezlerden salgılanan testosteron ise, toplamın % 5i kadardır.

PROSTAT KANSERİ

Prostat kanserinin esas nedeni tam olarak bilinememekle beraber, ailesel yatkınlık,müzmin iltihabi doku değişimi(prostatit),yaşanan coğrafya,beslenme alışkanlıklarının, değişik ağırlıkta etkili olduğu kabul edilmektedir.Genetik olarak ,tümör baskılayıcı genlerin olmaması,40 yaş üstü erkeklerin yaklaşık % 9 unda prostat iltihabı bulgularına rastlanması,Kuzey Amerikalı siyah erkeklerde ve Avrupa’da sık görülmesine karşın,Orta Doğu,Uzak Doğu,Asya,Afrika ve Güney Amerika’da daha az görülmesi,aşırı yüksek enerjili yağlı besin,kırmızı etten zengin beslenmenin olumsuz etkileri olabileceği, bilhassa Uzak Doğulu erkeklerin beslenme şeklide karşılaştırılarak belirtilmektedir. Tüm Dünyada,erkek kanserleri arasında Prostat Kanseri üçüncü sıklıkta görülen bir hastalık olarak bildirilmektedir.39 yaş altında bir erkekte prostat kanseri bulunma ihtimali 10.000 de 1 iken,40-59 yaş aralığında 109 da 1 ve 60-79 yaş arasında 8 de 1 e inmektedir.
Prostat dokusunun patolojik değişimi adenokarsinom diye adlandırılan bir histo-patolojik bulgudur.Bu bulgu yapısal farklılaşma kriter alınarak 5 grupta sınıflanır.Böylece Gleason derecelendirmesi ortaya çıkmaktadır.Hastalığın ne kadar kötü huylu olduğu ve tedavi sürecindeki kararlar için, ilk önemli adım atılmış olmaktadır .Bu bilgiye makattan ultrason eşliğinde yapılan biyopsi (TRUS) sonucu ulaşılacaktır.Ancak her zaman alınan biyopsi ile karar verilemeyebilir.İkinci biyopsi gerekebilir.Çünkü patoloji uzmanı hekim “iyi ile kötü arası” gözüken ara doku özellikleri tesbit edebilmektedir.Bunlar yüksek dereceli PIN ve ASAP olarak adlandırılan kısmen kanser denebilecek ara bulgulardır.

PROSTAT SAĞLIĞI CHECK-UP KONTROL PROGRAMI
Prostat Hastalıkları tanısında hangi uygulamalar vardır ?
Kanda PSA ölçümü
Parmakla makattan prostat muayenesi
Karından ve/veya gerekirse makattan prostat ultrasonu (TRUS)
İdrar debisi ölçümü (uroflowmetri)
İdrar kesesinde ,işeme sonrası kanal idrar miktarı ölçümü ve takibi
PROSTAT SIK SORULAN SORULAR

Doğru bilgilendirme,doğru bilgiye kolay ulaşma,yanlış ve eksik bilgiden korunma gelecek yıllarda da “sağlığın “gündeminde olacaktır.İtalyan Üroloji Derneğinin kamuoyunu bilgilendirme ve konuya dikkat çekmek amacı ile yaptığı çalışmalar
kapsamında, hastaların sık sorduğu soruları, burada okuyucunun dikkatine sunmaktayız. Ülkemizdeki ,prostat hastalıkları üzerine yaklaşık bir istatistiksel değer veremiyoruz. Almanya da her yıl 11000 erkek prostat kanserinden ölmekte,45 yaş üstü erkeklerin %15 inde prostat kanseri tanısı konmakta ve her yıl kırkbin kadar erkeğin prostat kanserine yakalandığı bildirilmektedir.ABD de ise her 6 erkekten birinde yaşamlarının herhangi bir döneminde bu kanserin ortaya çıkma ihtimalinin yüksek olduğu bildirilmektedir.
SORULAR
1.Prostata uygulanan girişimler-kanser hariç- erkekte iktidarsızlığa sebep olabilir mi?
HAYIR.Bu girişimler özellikle bazı komplikasyonlar dışında(istenmeyen yan etki), doğrudan erkeğin cinsel işlevine bir etkileri olmaz.Sık rastlanan tek yan etki ise meninin geri kaçmasıdır(penisten dışarı atılması yerine).
2. Kronik (müzmin)prostat iltihabının sebebi daima mikrobik midir?
HAYIR.Bazen mikrop (bakteri) ihtiva etmeyen iltihabi olaylarda olabilir ve bunların tanısının konması kolay olmayabilir.Yaklaşık dörtte bir oranında mikropsuz prostat iltihabına rastlanır.
 

ERKEKLERİN YAŞLANMASI SORUN MU ?

Marburg Üniversitesi kimya öğrencisi Butenandt’ın 1929 yılında insan idrarında tesbit ettiği ve androsteron adını verdiği hormon ,ona ve 1935 de bu hormonun kimyasal sentezini gerçekleştiren Ruzicka’ya 1939 yılı Nobel Kimya ödülünü kazandırdı.Erkeğin testislerinde, beyin sapından gelen uyarı sonucu üretilen bu hormona daha sonra“testosteron”denildi.(1) Testosteron hormonunun sentetik olarak elde edilmesi ile, ilaç endüstrisinde bir yarış da başlamıştır.Aslında istense de istenmese de, kadınların menopozuna benzer hormonal bir değişimin erkekte de olduğu “pratik düşüncesi” etrafında bir “teorik veri” açılımı ve araştırması yapılmaya çalışılmıştır.
 

ERKEKLERDE KISIRLIK VE VARİKOSEL

Klasik olarak, 1 yıldır evli olan çiftlerin düzenli cinsel ilişkilerine rağmen çocuk sahibi olamamaları kısırlık ihtimalini ortaya çıkarır. Sorun da burada başlamaktadır.
Erkek üreme yetersizlikleri ve patolojileri ile erkek cinselliğinin her türlü gerek organsal gerekse de fonksiyonel problemleri,bu sorunların kadına yönelik yansımaları ürolojinin
yan dalı olan ANDROLOJİ bilim dalının konusudur.Androloji kelimesi ise, ilk defa Amerikan Tıp Dergisinde 1891 yılında kullanılmıştır.

Kısırlıkla ilgili problemi olduğu (üreme yetersizliği) düşünülen erkekte temel tetkikler:
1. Anamnez (hasta ve eşi ile mülakat-konuşma)
2. Fizik muayene ( testislerin gerekirse doppler ultrasonla tetkiki)
3. Endokrin(Hormonal) Tetkikler ( FSH-LH-Testosteron)
4. Spermiyogram (Meni analizi)
5. Diğer özel tetkikler (testis biyopsisi,kromozom veya DNA analizi)
 

VARİKOSEL

Varikosel cerrahi tedavisinden en çok istifade eden erkek hastalar:
İleri derecede varikosel (gözle bile belirgin görülen),normal testis volümü,normal hormonal değerler,toplam hareketli sperm sayısı 5 milyon üzerinde olmalı,kısa kısırlık süresi ,normal genetik testler.
 

ÇOCUKLARDA YATAK ISLATMA

Yatak ıslatma konusunda, ne çocukların ne de anne babalarının bir suçu veya eksikliği vardır. Ama yine de ortada bir suçluluk hissi olur.Bilindiği gibi çocuklarda,alerjik sorunlardan sonra, yatak ıslatma 2.sırada yer alan ve 5-6 yaş gurubu çocukların % 15 inde görülen bir rahatsızlıktır.
Bu sıkıntının tespit edildiği çocukların ebeveynlerine öncelikle kendiliğinden düzelmeyi bekleme tavsiye edilmektedir.Ancak bu sabreden ailelerin çocuklarının % 15 inde sonuç alınabilmekte diğer %75 civarında çocuk yatak ıslatmaya devam etmektedirler.
Çocuklarda,beyin ile sidik kesesi arasındaki nispeten karmaşık olan iletişimin olgunlaşması 2,5-3 yaş civarında olmaktadır.Bu yaşa kadar çocuklar beze işerler.Çocukların ancak % 80 kadarı 4 yaşından itibaren idrarı tutmayı ve gereken yere idrar yapmayı öğrenirler.
 

ÜROLOJİDE GÖRÜNTÜLEME TIBBI VE ULTRASONOGRAFİ (ULTRASON) UYGULAMASI

1938 yılında Avusturyalı nörolog Dussik,tanı amaçlı ultrason cihazını ilk uygulayan oldu. Ancak ne yazık ki ,beyin arası ventrikülleri (beyin yarımküresi arası boşluklar) görüntülemeyi amaçladığı için o zaman ki görüntü alma derinliği tekniği yetersiz olduğunda kötü resimler elde edilmişti.Şansızlığı, kısaca kafatası kemiğinden ultrason dalgalarının zor geçmesi idi.
Yıllar sonra 1972 de gri skala tekniği gelişmesi ile,1977 sektör tarayıcı problar sayesinde alınan organ görüntüleri “kaliteli değerlendirilebilir” olmuştur.1980 li yıllarda ise klinik günlük uygulama cihazları olarak her yerde ultrason kullanılabilmektedir. Ürolojide ,ultrason trafik polisi görevini üstlenmiş gibidir.Böylece hastanın vakit kaybetmeden ve gereksiz bazı tetkikler yaptırmadan doğru yöne sevkini sağlamaktadır. Tanı konmuş hastalıkta ise tedavi takibi ve sonuçlanma aşamasında ,ya karar verilmesini sağlamakta ya da sonuçlanma tetkiklerini desteklemektedir. En büyük avantaj, ürolojik organlar ultrason tetkikine uygun anatomik yerleşim ve yapıdadır.
Öncelikle böbrek kistleri ve taşlarının çok kaliteli görüntülenmesi ,hidronefroz,atnalı gibi doğumsal böbrek patolojilerinin kolay tanısı ,ürologları, ultrason cihazlarını kullanmada kendilerini geliştirmelerinde itici güç olmuştur.Ürolojik kanserlerin tanısı ve takibinde yine kolay uygulanma özelliği ile yer almaktadır.Özellikle mesane tümörlerinin endoskopik ameliyatı sonrası takibinde ,mesane içi görüntülemede, yapılacak kontrol sistoskopilerini azaltmaktadır.

ÜROLOJİDE  MR
Hasta için daha rahatlık sağlayan bu görüntüleme yöntemi sayesinde, yumuşak doku ve damarlar hakkında daha ayrıntılı bilgi edinme,gerektiğinde kontrast madde ile organların çalışması ve damarsal yapılar incelenir.

 

OP. DR. MURAT DİREN İN KİTAPLARI
 

Eros ve Eşler

Ürolitiyazis

Üroloji


 

Böbrek Taşı
Hastasının Rehberi

 

  

[@RIGHT]

http://www.muratdiren.com - Her Hakkı Saklıdır.
http://www.muratdiren.com sitesinde bulunan resiim metin ve video
bilgileri başka bir yazılı  görsel ve elektronik ortamda kısmen yada tamamen yayınlanamaz.
Telif Haklarının ihlali durumunda http://www.muratdiren.com yasal haklarını saklı tutar.

Copyright
© 2004-2010

Op. Dr. Murat Diren